Bir gün kitapları rafa kaldırırsın… Belki “vaktim yok” dersin, belki de “yarın okurum.” Oysa işte tam da o gün başlar sonbahar. Renkler solar, merak azalır, düşünceler ağırlaşır. Eğer bu hâl uzun sürerse, ertesi gün cehaletin kışı sessizce çöker üzerine. Giderek soğursun hayattan, sorgulamaktan, öğrenmekten…
Bugün bu blog yazısında, okumayı neden sürekli bir ihtiyaç olarak görmemiz gerektiğini ve bu etkileyici sözün – “Okumayı bıraktığın gün sonbahardır, ertesi gün cehaletin kışı başlar” – neden bu kadar derin anlamlar taşıdığını birlikte düşünelim.
Okumak sadece bilgi edinmek değildir. Aynı zamanda ruhu beslemek, kendini keşfetmek, başkalarının dünyasına tanık olmak demektir. Ancak ne zaman okumayı erteler, ihmal eder ya da tamamen bırakırsak, zihinsel mevsimimiz değişir. Önce yavaş yavaş sararan yapraklar gibi bilgilerimiz solmaya başlar. Merak duygumuz körelir. Yani bir “sonbahar” başlar içimizde.
Bu sonbahar bir uyarıdır aslında. Ama eğer dikkate almazsak, ardından gelen “cehaletin kışı” çok daha zordur. Karanlık, soğuk, durağan… Artık yeni düşünceler doğmaz, bakış açımız daralır, zihnimiz üretkenliğini yitirir. Kısacası, hayata karşı olan açıklığımız kapanır.
Peki çözüm nedir? Çok basit: Okumaya devam etmek. Her gün birkaç sayfa. Bir şiir, kısa bir öykü, bir makale… Hangi tür olursa olsun, okunan her şey iç dünyamızı ısıtan bir güneştir. Okudukça uyanırız, düşündükçe canlanırız. Çünkü bilgi, bizi hem bireysel hem toplumsal olarak diri tutar.
Unutma, kitaplar sana yeni bakış açıları sunar, kalıplaşmış düşünceleri kırar ve yaşamına yeni renkler katar. Sen okudukça mevsim hep bahar kalır içinde.
Okumayı bıraktığında mevsim değişir. Ama yeniden eline bir kitap aldığında, zihninde güneş doğar. Sen hangi mevsimde yaşamak istiyorsun?
Bir sonbahar sessizliği mi, yoksa sürekli yeşeren bir ilkbahar mı?
Bugün bir sayfa aç. Kendine, bilmeye, gelişmeye doğru küçük bir adım at. Çünkü okumak, hayata kalpten bağlanmanın en güzel yollarından biridir.
Blog Notu:
Sen de bu yazıyı beğendiysen ve başkalarının da mevsimini değiştirmek istiyorsan, paylaşmayı unutma!